Irkların Değil Kırkların Yolundayız

[
[
[

]
]
]

"....Peygamber size ne verirse onu alın, sizi neden men ederse ondan geri durun, Onun Konuşması Vahiydir.” 
(Kur'an-Kerim Haşr Suresi Ayet: 7)


İslam tarihi, zaferler ve fetihler kadar, derin hüzünler ve keskin yol ayrımlarıyla da doludur. Ancak hiçbiri, Hz. Muhammed’in (s.a.a.) vefatına günler kala, hasta yatağında yaşanan o "karanlık perşembe" günü kadar ümmetin kaderini etkilememiştir.


Tarih kitaplarına "Kırtas Olayı" (Kâğıt-Kalem Hadisesi) veya "Reziyyetü Yevmi'l-Hamis" (Perşembe Musibeti) olarak geçen bu olay, sadece o odada bulunanlar arasında değil, asırlar boyu sürecek bir ayrılığın da başlangıcıydı.

Peki, o gün Hane-i Saadet’te tam olarak ne yaşandı?

Peygamber'imiz Ömer bin Hattap'ı ve yakınlarını neden huzurdan kovmak zorunda kaldı?

Veda Vakti ve Son İstek Hicretin 11. yılı, Sefer ayının sonlarıydı. Resulullah (s.a.a.) humma hastalığının pençesinde, oldukça ağırlaşmış durumdaydı. Odasında, aralarında önde gelen sahabelerin de bulunduğu bir kalabalık vardı.Ümmetinin geleceğinden endişe eden Peygamber, son bir hamleyle doğrulmak istedi ve tarihe geçen o emrini verdi:

“Bana kâğıt ve kalem (divit/kürek kemiği) getirin!
Size benden sonra asla sapmayacağınız bir kitap (vasiyet) yazdırayım.”

Bu, sıradan bir istek değildi. Bu, ümmetin "sapmaması" için sunulan bir kurtuluş reçetesiydi.

Zira Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de Peygamber'in konuşması hakkında şöyle Buyurur:

"...Arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve bâtıla inanmadı; o, arzusuna göre de konuşmaz. O, ancak (kendisine) vahyedilen bir vahiydir. Çünkü onu güçlü kuvvetli ve üstün yaratılışlı biri (Cebrail) öğretti.”
(Kur'an- Kerim, Necm Suresi Ayet:2-5)

Tam bu sırada, Kalabalığın içinden Ömer bin Hattap:

"Allah'ın Kitabı Bize Yeter!"

Diye bağırdı.

Normal şartlarda, "İşittik ve itaat ettik" denilmesi gereken bir anda, oda bir anda karıştı. Sessizliğin hakim olması gereken o mübarek huzurda, itiraz sesleri yükseldi.

Ömer öne atılarak, odadakilere ve Peygamber’in isteğine müdahale etti:

“Peygamber’in ağrısı şiddetlendi (hastalık ona galebe çaldı). Yanımızda Kur’an var, Allah’ın kitabı bize yeter!”


Bazı kaynaklarda bu itirazın dozunun daha da arttığı, Peygamber’in hastalığın etkisiyle ne dediğini bilmediğinin (hezyan/sayıklama) iddia edildiği de aktarılmaktadır.

Bu çıkış, oradaki sahabeleri ikiye böldü:

* “Getirin yazsın!” diyenler: Peygamber’in emrinin tartışılmaz olduğunu savunanlar.

* “Ömer doğru söylüyor” diyenler: Yazıya gerek olmadığını, Kur’an’ın yettiğini savunanlar.

Huzurda Gürültü ve Kovulma Emri

Tartışma büyüdü, sesler yükseldi. Peygamber’in başucunda bir kargaşa (lagat) baş gösterdi. Perde arkasındaki hane halkı bile duruma müdahil olmaya çalıştı ancak onlar da susturuldu.

Ömrünü ümmetine adayan Hz. Muhammed (s.a.a.), en zor anında, en yakınlarının kendi emri üzerine kavga ettiğini gördü. Bu itaatsizlik ve saygısızlık karşısında mübarek yüzünde derin bir üzüntü ve öfke belirdi.

Son sözünü söyleyerek tartışmayı bitirdi:

“Kalkın yanımdan! (Çıkın dışarı!) Benim huzurumda çekişmek, gürültü yapmak yakışık almaz.”

O an oda boşaldı. Ancak boşalan sadece oda değildi; ümmetin "asla sapmayacağı" o yol haritası da yazılmadan, tarihin sırları arasına karışıp gitti.

İbn-i Abbas’ın Gözyaşları

Bu olayı rivayet eden, Peygamber’in amcasının oğlu Abdullah b. Abbas, yıllar sonra bu günü her hatırladığında gözyaşlarına hakim olamazdı.

Öyle ki, gözyaşları yerdeki çakıl taşlarını ıslatırdı.O, bu olayı tek bir cümleyle özetliyordu:

“Musibet, asıl musibet; gürültü ve ihtilafları sebebiyle Resulullah (s.a.a) ile o yazıyı yazması arasına girmeleridir.

”Sonuç:

Bugün İslam dünyasına baktığımızda, mezhep savaşlarını, ihtilafları ve parçalanmışlığı görüyoruz. İster istemez akıllara şu soru geliyor:

Eğer o gün o kalem ve kâğıt getirilseydi, Peygamber Efendimiz ne yazacaktı? Ve o satırlar yazılsaydı, İslam tarihi ne kadar farklı olurdu?

Kırtas Olayı, sadece tarihi bir anı değil; itaatin, teslimiyetin ve siyasetin inançla imtihan edildiği en büyük kırılma noktasıdır. Ve o gün yazılmayan o mektup, hala ümmetin en büyük "keşke"si olarak kalmaya devam etmektedir.

HAZIRLAYAN : Serkan HORUZ



Kaynaklar:

1-Sahih-i Buhari (İlim, 39; Cihad, 176),
2-Sahih-i Müslim (Vasiyyet, 20-22),
3-Şerafettin, el-Müracaat, s. 241-242; Farsça tercüme, Münazarat, s. 430.
4- Kadı İyaz, eş-Şifa, be-Tarih hukuk el-Mustafa, c. 2, s. 194.

Yorum bırakın