TALİP SUAL EYLEDİ?
— Ey Pir-i Zaman! Islam kaç türlüdür?
Hakikat ve Şekil Arasındaki Savaş
“İslam kaç türlüdür?”
Bu soru, yüzyıllardır cevabı aranan, üzerine kütüphaneler dolusu kitap yazılan ama belki de en yalın cevabını irfan meclislerinde bulan bir sorudur.
Talip sordu, Pir-i Zaman cevapladı.
Bu cevap; sadece bir din tarifi değil, tarihsel bir hesaplaşmanın ve ahlaki bir duruşun manifestosudur.
İşte Pir-i Zaman’ın dilinden, İslam’ın iki yüzü, Kerbela’nın gerçek manası ve Anadolu irfanının sönmeyen ışığı…
İki Farklı İslam Tasavvuru
Pir-i Zaman söze şöyle başlar:
“Ey Talip, İslâm Hakk katında tekdir lakin uygulamada, fani dünyada iki türlüdür.”
Tarih boyunca bu iki nehir yan yana akmış ama birbirine asla karışmamıştır:
- Muhammedi ve Ehli Beyt İslamı: Hz. Muhammed’in, Ali’nin, Fatıma’nın ve onları bugüne taşıyan Pirlerin, Mürşitlerin yoludur. Temeli ahlaktır, erdemdir.
- Emevi İslamı: Peygamber ailesine kılıç çekmiş Ebu Süfyan’ın, Muaviye’nin ve Yezit’in mirasıdır. Temeli saltanattır, güçtür, şekilciliktir.
Pir’e göre bu ayrım keskindir: “Bir yerde ahlak, erdem, merhamet, liyakat, adalet ve hakça bir bölüşüm yok ise, orada Hz. Muhammed ve Ehli Beyt’in İslamı yoktur. Orada Emevi İslamı vardır.”
“Ben Güzel Ahlakı Tamamlamak İçin Gönderildim”
Muhammedi İslam’ın özü, Peygamber’in “İnnemâ bu’istu liutemmime mekârim el-ahlâk” (Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim) sözünde saklıdır.
Din; insanlara sadece el-yüz yıkamayı (abdesti) öğretmek ya da fiziksel hareketler (namaz) yaptırmak için gelmemiştir. İbadetler birer araçtır; amaç ise “İnsan-ı Kamil” olmaktır. Maun Suresi’nde belirtildiği gibi, yetimi itip kakanın, yoksulu doyurmayanın ibadeti boştur.
Ancak Emevi İslamı bunun tam tersidir. Onlar için ibadet bir amaç, din ise dünya malına, makama ve şöhrete ulaşmak için bir “paravan”dır. Süslü camiler ve gösterişli ritüeller, içerideki ahlaki çürümeyi gizlemek için kullanılır.
Devletin Dini Adalettir
Pir-i Zaman, günümüz siyaset felsefesine de ışık tutan şu tespiti yapar:
“Devletin idaresi dini kurallara göre değil; o toplumun geleneklerine, akla ve bilime göredir. Devletin dini olmaz; insanların inancı olur. Devlet, adaletin ve huzurun teminatıdır.”
Muhammedi anlayışta “La İkrah Fid-Din” (Dinde zorlama yoktur) ilkesi esastır. Oysa Emevi zihniyeti, dini siyasallaştırarak fetih ve ganimet hırsına kılıf uydurmuş; kendi çıkarları için yalanı ve hileyi mübah görmüştür.
Kerbela: İki Zihniyetin Çarpışması
Tarihteki o büyük trajedi, Kerbela, sadece bir iktidar kavgası değildir. Pir-i Zaman’a göre Kerbela; Muhammedi İslam ile Emevi İslam’ın karşı karşıya geldiği meydandır.
İmam Hüseyin’in mücadelesi, dini saltanat aracına çevirenlere karşı bir duruştur. Pir, acı bir gerçeği de yüzümüze vurur:“Maalesef Muhammedi/Gerçek İslam, İmam Hüseyin ile birlikte kızgın Kerbela çölünde toprağa gömüldü.”
Ancak hikaye orada bitmedi…
Kevser’in Sırrı: Sancak Düşmedi
Hz. Muhammed’e “soyu kesik” (ebter) diyenlere inat inen Kevser Suresi, Hakk’ın bir vaadidir. O sancak düşmemiştir, sadece el değiştirmiştir. Pir-i Zaman, tarihsel sürekliliği şöyle özetler:
- Sen yok ettim sanırsın, o Hacı Bektaş Veli olur gelir.
- Sen bitti sanırsın, o Şeyh Edebali olur.
- Geyikli Baba olur, Otman Baba olur.
- Zülfikar bakışlı Mustafa Kemal Atatürk olur, yine gelir…
Hakk’ın ışığını söndürmeye kimsenin gücü yetmez. Galip geldiğini sananlar, su kenarındaki içi boş söğüt ağaçları gibidir; heybetli görünürler ama kökleri çürüktür.
Son Söz: Talibe Öğüt
Pir-i Zaman sohbetini şu hayati uyarılarla bitirir:- Dünya Malına Tamah Etmeyin: Bir elinize dünyayı, diğerine ayı verseler de ahlaktan ve doğrudan sapmayın.
- Rehberinizi Doğru Seçin: Dininizi, sizden dünya malı talep edenlerden değil; sizden hiçbir şey istemeyenlerden öğrenin.
- Unutmayın: Hak size şah damarınızdan daha yakındır.
Emevi’nin sarayında değil, Ehli Beyt’in ahlakında buluşmak ümidiyle…
Allah Eyvallah.
Etiketler: #Alevilik #İslamTarihi #EhliBeyt #Kerbela #HacıBektaşVeli #Felsefe #Tasavvuf
Mesajınız gönderildi
Mesajınız gönderildi
167 tıklama
Yorum bırakın