
EL KEYF SURESİ/İLM-İ LEDUN SIRRI
CÜMLE PEYGAMBER’DEN ÜSTÜN YA BOZATLI HIZIR!
Zulüm deryasında nur edip gelen
Hızır îlyas Şahı merdan Ali dir
Garibin mazlumun halini biten
Hızır İlyas Şahı merdan Alidir.
Kur’an-ı Kerim’ de Hızır Peygamber;
……Derken orada sevgili kullarımızdan bir kul buldular. Biz ona tarafımızdan bir bilgi öğretmiştik. Musa ona “Sana öğretilen bilgiden bana da öğretmen için sana tabi olabilir miyim” dedi. “Doğrusu sen benimle beraber olmaya dayanamazsın. Aklının almayacağı şeye nasıl dayanacaksın” dedi. Musa ise: “İnşallah beni sabırlı bulacaksın, sorun çıkarmam merak etme” dedi ..
Madem öyle, eğer bana uyacak isen, ben sana açıklama yapıncaya kadar hiç bir şey hakkında soru sormayacaksın” dedi. Ve yürüdüler. Bir gemiye binince o gemide bir delik açtı.
Musa:
“İçindekiler boğulsun diye mi deldin onu, Bu yaptığın çok kötü bir şey” dedi ..
Hz. Hızır:
“Benimle beraber olmaya dayanamazsın dememiş miydim?” dedi ..
Hz. Musa:
“Tamam, tamam, eğer bundan sonra sana bir şey sorarsam artık benimle ilişkiyi kesersin, o zaman haklısın” dedi ..
Yine yürüdüler…
Nihayet bir kasaba halkına varınca onlardan yemek istediler. Ancak onlar kendilerini misafir etmekten kaçındı. Derken orada yıkılmak üzere olan bir duvar buldular. O, duvarı onardı ..
Hz.Musa:
“İsteseydin yaptığına karşılık ücret alabilirdin” dedi ..
İşte şimdi, seninle yol ayrımına geldik. Şimdi sana o kabullenmekte zorlandığın şeylerin içyüzünü açıklayacağım” dedi ..
İlk olarak o tekne, geçimini denizden sağlayan yoksul insanlara aitti. Ben ona hasar vermek istemedim, çünkü peşlerinde bütün sağlam gemilere el koyan bir hükümdar vardı. O gence gelince, anne-babası mümin kimselerdi. Gencin anne-babasını azgınlık ve küfür ile yoldan çıkarmasından korktuk. Rablerinin ondan daha temiz ve merhamete yatkın bir evlat vermesini istedik ..
Gelelim duvara, o duvar şehirde iki öksüz çocuğa aitti. Altında onlara miras kalmış hazine gömülüydü. Babaları da iyi bir zat idi. Rabbin istedi ki o öksüzler ergenlik çağına ulaşsınlar da Rabbinden bir sevgi ve merhamet olarak hazinelerini çıkarsınlar. Bak bütün bunlar kendiliğimden yaptığım işler değil. İşte senin bir türlü anlayamadığın olayların iç yüzü” [Kehf suresi 18/65-82. ayetler]
HAK AŞIKLARIN DİLİNDE HIZIR
Nesimi yüzüldü Mansur asıldı
Ali düldüle bindi küffar basıldı
Nice ulu sular arktan kesildi
Aktı kör pınarlar ne çaylar oldu
Ya Hızır ya hızır ya hızır
Ne çaylar oldu…
Bismillâh dedim de girdim helâle
Gözüm açıb baktım bir hûb cemâle
Sıdk ile çağırdım ceddim Celâl’e
Eriş Hızır Nebî cârı gözlerim.
Bin bir ad vardır bir adı Hızır
Her nerede çağırsam orada hazır
Ali padişahtır Muhammed vezir
Bu fermanı yazan Ali değil mî
Çok günah işledim senin katında
Eriş Şah-ı Merdan sen imdad eyle
Kul daralmayınca Hızır yetişmez.
Yetiş Hızır Nebi sen imdad eyle
Yalvarması boynumuza farz oldu
Edep erkan Mü’nıiniere ar oldu
Mü’minn secdesi Hakk niyaz oldu
Yetiş Hızır Nebi sen imdad eyle
Kim kalidir mahşehre kalan davaya
Şah Hasan’a agu verdi Maviye
İmam Hüseyin mürivet eyle canıma
Yetiş Hızır Nebi sen imdad eyle
Musa ka/im ile salayı veren
İmam Kıza ile mescide giren
Taki ile Taki canıma gelen
Yetiş Hızır Nebi sen imdad eyle
Asker nin askerine katılan
Kul olup Belh Buhara’da satılan
Çul Küfe şehrinde nara atılan
Yetiş Hızır Nebi sen imdad eyle
Kırklar Cemine beraber gelen
Server Muhammed’in bacını alan
Sancağı çekip Zülfikar çalan
Yetiş Hızır nebi sen imdad eyle
Fakir Edna’m derki bu sırra eren
Üstadım Hatayı darına duran
Tamuda yanar mı nurunu güren
Yetiş Hızır Nebi sen imdad eyle
Elaman mürver huzura geldik
Yardım Eyle bize Bozatlı Hızır
Yüz sürüp yerlere yardım diledik
Yetiş yardım eyle Bozatlı Hızır
Seni seven canlar elini açmış
Hızır günü diye dua’ya durmuş
Nebilik, Velilik tek tek sana gelmiş
Yetiş yardım eyle Bozatlı Hızır
Kemter Derviş diler özüne himmet
Mahrum etme beni eyle mürüvvet
Evliya, enbiyanın yüzü suyu hürmet
Yetiş yardım eyle Bozatlı Hızır
Kul Ahmed’im çok ağladı çok güldü
Boz atlı Hızır bize kılavuz oldu
Car diyen kulların carına geldi
Yürü Sultan Hızır car günün geldi
Yetiş merdan Ali car sende kaldı
Yorum bırakın