EY TALİP! Ol Kur’an… Zamanın ve mekanın ötesinde iç içe geçmıs olarak her idrak seviyesine ayrı ayrı hitap edecek şekilde indirildi. Ve dahi Hakk Hitabının bir zahiri bir batını vardır. Keza ilim ve bilim menzilinde yol alana denildi ki; Andolsun ki biz sana tekrarlanan yediyi (Seb’an mine’l-Mesânî) ve yüce Kur’an’ı verdik.”
SIR-I SIR EYLE! HAKİKAT BAB-I ESRARINI, EHL-İ ŞERIAT KAPISINDA FAAŞ EYLEME
AŞK OLSUN SIRRA ERENLERE! AŞK OLSUN SIRRIN BEKÇİLERİNE!
EDEB ERKAN
Sukut-LİSAN
Mü’mine NİŞAN

Tasavvufun ve varoluşun en derin noktasında yankılanan bir ses vardır: “Ben bir gizli hazineydim…” Bu cümle, sadece bir yaratılış hikayesi değil; varlığın neden var olduğunun, sevginin ve nurun kaynağının bir beyanıdır. Tarih kitaplarının, özellikle de Tarih-i Caferi gibi kaynakların satır aralarında saklı kalan bu muazzam keşfi gelin birlikte inceleyelim.
“Varlığımızın delillerini onlara hem dış dünyada (afak) hem de kendi nefislerinde (enfüs) göstereceğiz ki, O’nun hak olduğu onlara iyice belli olsun.” FUSSİLET SURESİ-53
Bilinmeyi Dileyen Aşk: “Ene Küntü Kenzen”
Varlık henüz yokken, zaman ve mekan bir hayal dahi değilken, Hakk Teala kendi zatının tecellisini görmek diledi. Bu dilek, kuru bir irade değil, bir Muhabbet-i Zat coşkunluğuydu.
Davud Peygamber, kalbindeki o büyük merakla sordu:
“Ey Rabbim! Bu varlıkları yaratmandaki hikmet nedir?”
Cevap, bugün ariflerin gönlünde titreyen o kutsi hadis ile geldi:
Ben gizli bir hazineydim; bilinmeyi istedim (diledim), kendi kendime muhabbet ettim ve bu halkı yarattım. Gizli hazinemi böylece aşikâr eyledim.”
Nurun İlk Zerresi: Muhammed ve Ali’nin Birliği
Allah göklerin ve yerin nurudur./IŞIK/ENERJİ..”NUR SURESİ-35
Metinlerde anlatılan o ki; henüz gökler, melekler, Levh ve Kalem, Arş ve Kürsi yaratılmamışken, Hakk Teala kendi cemalinin nurundan bir avuç nur tuttu. Bu nur, Muhammed ve Ali’nin nuruydu. Bu yaratılışın en dikkat çekici noktaları şunlardır:
“…Allah onları sever, onlar da O’nu severler…” Maide Suresi-54
Öncelik ve Sonralık: Bu iki nur, yaratılışın “ilk” başlangıcı olduğu gibi, ahir zamanda gelecek olan “son” sözün de sahibidirler.
Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandil yuvası gibidir…” NUR SURESİ-35
Asırlık Secde: Bu nur yaratıldığında, Hakk’ın emriyle tam 124 bin dünya yılı boyunca kesintisiz bir secde ve hizmet halinde kalmıştır. Bu, varlığın temelinin ibadet ve teslimiyet üzerine atıldığının nişanesidir.
İnci İçindeki Alem: Maddenin Ötesindeki Şehirler
Nurdan sonra, Muhammed ve Ali’nin parıltısından muazzam bir “İnci” (Cevher) yaratıldı. Bu inci öyle bir büyüklüktedir ki, çevresini dolaşmak beş yüz yıllık bir yolculuğa bedeldir.
Henüz Cebrail ve bildiğimiz melekler sahneye çıkmamışken, bu nurani cevher içerisinde bambaşka alemler varedildi:
Doğu da Allah’ındır, batı da. Nereye dönerseniz Allah’ın vechi (yüzü/tecellisi) oradadır…” BAKARA-115
1- 70 Bin Şehir: Biri diğerinin üzerinde yükselen, her biri bu dünyadan 70 kat daha büyük şehirler.
2- Bilinmeyen Mahlukat: Her şehirde yaşayan 70 bin çeşit varlık. Onlar ne bildiğimiz melek, ne insan, ne de cindi. Onlar, “Gizli Hazine”nin keşfedilmeyi bekleyen diğer sırlarıydı.
”Küntü Kenz” sırrı bize anlatır ki; dünya ve içindekiler tesadüfi birer madde yığını değil, ilahi bir muhabbetin, bir aşkın ve parlayan bir nurun yansımasıdır. Bizler, o “Gizli Hazine”nin birer parçasıyız.
Tekillikten Çoklu Evrenlere: Küntü Kenz ve Modern Fizik:
1. Büyük Patlama (Big Bang) ve “Bilinme” Arzusu
Bilim, evrenin bir “Tekillik” (Singularity) noktasından başladığını söyler; boyutsuz, sonsuz yoğunlukta ve her şeyi içinde barındıran bir “nokta”. Tasavvufun “Gizli Hazine” dediği bu durum, aslında tüm olasılıkların içinde saklı olduğu o ilk potansiyel enerjidir. Modern fizik bu başlangıcı bir patlama (genişleme) olarak görürken; maneviyat, bu patlamayı ilahi bir “Aşk ve Bilinme Arzusu” olarak tanımlar. Evrenin genişlemesi, “Gizli Hazine”nin her an yeni bir boyutta açığa çıkmasıdır.
2. Nur-u Muhammedî ve İlk Parçacık (Higgs Bozonu)
Metinde bahsedilen, her şeyden önce yaratılan ve tüm varlığın özünü oluşturan o “Nur“, modern fizikteki “Higgs Alanı” veya parçacıklara kütle veren o ilk enerji alanıyla benzerlik gösterir. Işık (Nur), evrendeki en temel hız limitidir ve aslında bilginin (enformasyonun) taşıyıcısıdır. Nur-u Muhammed ve Ali, evrensel ana yazılımın (kodun) ilk satırları gibidir; tüm paralel evrenler bu ana kodun farklı varyasyonlarıdır.
3. 70 Bin Şehir ve Paralel Evrenler (Multiverse)
Metinde geçen “Biri diğerinin üzerinde yetmiş bin şehir yarattım” ifadesi, günümüzün M-Kuramı (Sicim Teorisi) ve Çoklu Evren modelleriyle çarpıcı bir uyum içindedir.
Kuantum Üst Üste Binme (Superposition): Bilim, bir parçacığın aynı anda birçok farklı durumda olabileceğini söyler.
Boyutlar: Metindeki “derinlik ve yükseklik bakımından 500 yıllık yol” tasviri, bizim 3 boyutlu algımızın ötesindeki 11 boyutlu evren modelini anımsatır. 70 bin şehir, aslında aynı anda var olan ama farklı frekanslarda titreştiği için birbirini görmeyen “Paralel Evrenler” veya “Katmanlı Boyutlar” olabilir.
4. Holografik Evren ve “İnci” Sembolü
Metindeki o devasa “İnci”, modern kozmolojideki “Holografik Evren” ilkesine karşılık gelir. Bu ilkeye göre, evrenin tüm bilgisi onun sınır yüzeyinde (parçacığında) saklıdır. Tıpkı bir incinin içindeki yansımalar gibi, yaratılan her küçük parça (mikrozerre), aslında bütünün (Gizli Hazine’nin) bilgisini taşır. İnsan, bu devasa veritabanının “bilinçli” gözlemcisidir.
Göklerde ve yerdeki her şey O’nu zikreder.”
bilimiyle bakarsak; atom altı parçacıkların sürekli titreşimi (String Theory), aslında o ilk “Nur”un bitmek bilmeyen raksıdır. Bizler, bu devasa kuantum bilgisayarında, o “Gizli Hazine”nin kendisini seyrettiği gözleriz.
ALLAH EYVALLAH
HAZIRLAYAN: Serkan HORUZ
KAYNAKÇA:
- Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ: (Cilt 2, s. 132). Bu eserde “Küntü kenzen mahfiyyen…” ifadesinin tasavvuf ehli arasındaki yaygınlığı ve manası incelenir.
- İbnü’l-Arabî, Fütuhat-ı Mekkiyye: Varlığın yaratılış hiyerarşisini ve “Aşk” (Muhabbet) unsurunun yaratılıştaki temel rolünü bu eserde detaylandırır.
- Tarih-i Caferî (Cafer-i Sadık Buyrukları): Alevilik-Bektaşilik geleneğinde yaratılışın “Nûr-u Muhammed-Ali” ile başladığına dair temel anlatıların kaynağıdır.
- Mir’at-ı Kâinat (Nişancızâde): Cihanın yaratılışını, Levh-i Mahfuz, Kalem ve Nur-u Muhammedî ekseninde anlatan kapsamlı Osmanlı dönemi eseridir.
- Envarü’l-Aşıkin (Ahmed Bican): “Nur-u Muhammedî”nin ve o “İnci”nin (Cevher) yaratılış evrelerini halkın anlayacağı dilde anlatan klasik bir kaynaktır.
- Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü: “Küntü Kenz”, “Zat”, “Sıfat” ve “Tecelli” kavramlarının açıklamaları.
- Şerh-i Hutbetü’l-Beyan: Hz. Ali’ye atfedilen ve yaratılışın sırlarını içeren hutbenin şerhleri
Yorum bırakın